Trakya Somutunda Çevre Örgütlenmeleri Deneyi

Trakya Platformu

1975 yılından sonra Trakya’nın kapısını sanayileşmeye aralamasıyla birlikte felaketin çanları da yavaş yavaş çalmaya başladı. Her şeye para gözüyle bakan, kâr hırsıyla davranan kapitalizm, gözü dönmüşçesine davranarak uçsuz bucaksız, pırıl pırıl bir doğaya, verimli toprağa ve bol su kaynaklarına sahip olan Trakya’ya göz koydu.


Emeğin, Deniz’in ve Zeytin’in karnında büyüyen şehir; “Mudanya’da Zeytin Ağacı Yapraklarıyla Boyar Denizi”

-38 yıl önce-

Geçmişin sazlık batak tarlaları üzerinde telaşlı adımlarla insanlar geziniyor.

İşe yetişmeye çalışan kalabalıklar uykulu gözlerle çakıl taşı döşeli yollarda daha güneşi görmeden fabrikaların dev duvarları arasında kayboluyordu. Ilık usul esen rüzgar, dev bacaların yaydığı dumanı dağıtamıyordu. Buğulu gri bulutlar yeni doğan güneşi gizliyor, göz alabildiğine uzanan fabrikaların kapısına yığılan insanları sis perdesinin içine gömüyordu. Bu manzara içinde öğle saatlerine kadar yüzünü gösteremeyen güneş, yer yer ağaç yaprakları arasından evlerin teneke damlarına gözünü kırpıyordu.


HDP 'Demokrasi Mücadelesi Deklarasyonu'nu açıkladı

Halkların Demokratik PartisiDeklarasyonda 9 temel başlık bulunuyor. Demokrasi mitinginde 9 maddelik “Demokratik Çözüm Deklarasyonu”nu açıklayan HDP, Türkiye’de siyasal ve toplumsal alanda demokratikleşmenin birlikte mücadele ruhundan geçtiğine işaret ederek,

Mutlaka Kazanacağız şiarıyla toplumun tüm kesimlerini adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesine çağırıyoruz” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Beşiktaş’ta bulunan Abbasağa Parkı’nda “Durmayalım, dur diyelim” sloganıyla düzenlediği mitingde, “Ortak mücadeleye çağırıyoruz” başlıklı “Demokratik Çözüm Deklarasyonu”nu açıkladı.


Bitcoin Madeni İşçileri

Bir hidroelektrik santralinin yanında büyük bir işletme. Yanında işçi barakaları. İşletmenin çevresinde üretim sürecinde soğutma için kullanılan akarsuyun içinden su çeken yüzlerce boru. İşletmenin içine girdiğinizde aşırı yoğun bir gürültü, daha doğrusu uğuldama, aşırı sıcak, belirgin bir titreşim. İşçilerin dinlenmesi için ayrılan odalarda bir yatak, istedikleri zaman canları sıkılmasın diye girebilecekleri Wi-Fi, meşrubat otomatları, boş ve ruhsuz koridorlar, sürekli nöbet sistemi, 7 gün 24 saat süren bir üretim.


15 Temmuz, Anayasa Referandumu, Adalet Yürüyüş ve Mitingi Ardından Durum Ve, Biz Ne Yapıyoruz?

 Türkiye 1920 yılından bugüne yüzlerce bu tür olaylar ve süreçler yaşadı. O anlamda bakılırsa durum değerlendirmesi yaparken bir bütün olarak doksan yedi yıllık tarihi bir on iki aylık döneme sıkıştırıp değerlendirmek pek de doğru gelmeyebilir. Onun için bu son on iki aylık süreci tarif ederken, doksan yedi yıl ile bağını da kurmak gerekmektedir.


Adalet Yürüyüşü ve Ortak Mücadele

CHP Genel Başkanı Kemal KılıçdaroğluTürkiye bir yıla yaklaşan, dün de mecliste kabul edilen OHAL rejimi altında, hukukun tümüyle ayaklar altına alındığı bir süreçten geçiyor. Meclisin içi boşaltılmış bir kabuğa dönüştürüldüğü, yasama, yürütme ve yargının bütün iplerinin fiilen tek kişinin elinde toplandığı bu süreçte adaletin, hak ve özgürlüklerin kalan kırıntıları da yok edildi. 180 binden fazla kamu çalışanının KHK’larla sorgusuz sualsiz işten atıldığı, pasaportlarına el koyulduğu, meslekten ihraç edildiği ve kara listeye alınıp işsizliğe mahkûm edildiği bir düzen yaşanıyor.  Düzmece iddialarla suç isnat edilip tutuklanan on binlerce insan, hapishanelerde de en temel haklarından yoksun bırakılıyor. HDP’nin Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da dâhil olmak üzere 13 milletvekili Kasım ayından bu yana tutuklu.


Emperyalizm dişlerini gösterince F. Almanya’nın Türkiye politikaları değişiyor mu?

Son 150 yıllık Alman-Türk ilişkilerine bakıldığında değişmeyen tek noktanın Alman ve Türk egemen sınıfları arasındaki sıkı işbirliğinin olduğunu söylemek olanaklıdır. Bu öylesine sıkı bir işbirliğidir ki, ne kaybedilen savaşlar, ne faşizmin vahşeti, ne de darbeler herhangi bir soğukluğa neden olabilmiştir. Özellikle F. Alman emperyalizmi 1949’dan bu yana Türkiye egemenlerinin en önemli hamisi olmuştur.


Körfez’de »Soğuk Savaş«: Güncel Krizin Olası Sonuçları Ve Emperyalist Yaklaşımlar Üzerine

Suudi Arabistan ve Katar arasındaki kriz, Körfez ülkelerinin şimdiye kadar karşı karşıya kaldıkları en ağır ihtilaf olmaya aday. Kriz, hem ardında yatan çetrefilli stratejik, siyasî ve iktisadî çıkar çelişkileri, hem de ABD emperyalizminin bölgedeki önemli iki stratejik ortağı arasında olmasından dolayı özel bir önem taşıyor.


Kürtlerin Yeni Dönem Mücadeleleri Üzerine Bir Kaç Söz

Barış ve demokrasi mücadelesinde fırsatlardan yararlanmak halklarımızın ve emekçilerin çıkarınadır

Yıllar önce ‘Savaş, politikanın başka araçlarla devamıdır’ demişti, Alman generali ve savaş uzmanı Carl von Clausewitz. Bölge üzerinde mücadele eden çeşitli güçlerin politikalarına baktığımızda bugünkü savaşın nasıl bir seyir alacağına dair ipuçlarını da bulabiliriz. Arap Baharının Suriye’de yolaçtığı gelişmeler, bölge ve uluslararası güçlerin müdahalesiyle karmaşık bir hal almış olsa da giderek çözüme yaklaşıldığını da görmekteyiz.


Kansız Banyo

Bir katliam üç farklı fotoğraf...

II. Dünya Savaşı ertesinde de Kıbrıs eski statüsü gereği İngiliz sömürgesidir ve Kıbrıs Adası’nda iki farklı dil konuşan iki halk yaşamaktadır. Her iki halk da İngiliz sömürgeciliğinin baskısı altında kendi anayasasını yapamayan ve toplumsal kuralları  koyamayan bir sömürge ülke statüsündedir.



KATLEDİLİŞİNİN 49.YILINDA VEDAT DEMİRCİOĞLU’NUN KATİLLERİ NEREDE?

Vedat Demircioğlu15 Temmuz 1968’de İstanbul’a gelen 6. Filo’ya karşı protesto eylemleri düzenleyen İTÜ öğrencilerinin kaldığı İTÜ Talebe Yurdu, 17 Temmuz’da sabaha karşı polis tarafından basılır. Baskında birçok öğrenci yaralanırken Türkiye İşçi Partisi TİP üyesi Vedat Demircioğlu polisler tarafından pencereden atılarak ağır yaralanır, bir hafta yoğun bakımda komada kaldıktan sonra 24 Temmuz’da yaşamını yitirir. O dönemde devrimci gençlerin karşısında örgütlenen, devletin ajanlığını yapan, polislere ispiyon eden Milli Türk Talebe Birliği MTTB üyesi ve yöneticisi gençler arasında Abdullah Gül ve şimdiki meclis başkanı İsmail Kahraman da vardır. Ama Yaşar Okuyan da vardı. Recep Tayyip Erdoğan da MTTB’nin tedrisatından geçmiş ve anti-komünizmle yoğrulmuş diğer bir isimdir.



Ahmet Sefa, Ya Da Yazar Olmak...

Ahmet SefaBiliyorum, beni en çok zorlayan bir yazı bu. Sözcüklerin seçiminde, tümcelerin kurulmasında ve acabalarla dolu bir sıkıntıyla, onu -gerektiği gibi- yüreğiyle, insan yanıyla ifade edebilecek miyim kaygusuyla başladığım bir yazı şu ele aldığım. Damıtılmış bir dostluktan bahsedeceğim çünkü, kardeşlikten, yoldaşlıktan bahsedeceğim. Öyle ezbere, mideden sözlerle ucuz ilişkiler üzerine kurulmuş birinden değil; hele yapay, vıcık vıcık düzen kokan, kaygan zeminde kendini kaybeden, egemen bir düzenin gölgesinde kalanlardan değil, naif, emek kokan, toprak kokan bir dil işçisinden bahsedeceğim size. Seçtiği her konuyla, altını çizdiği her örgü, bir yaşamın gerçeği bir de öykünün -yazının- gerçeğiyle alabildiğine yoğrulmuş bir yapıttan, onun yazarından, yani Ahmet Sefa’dan bahsedeceğim size.


Mücadele Somut ve Gerçekçidir

Çok uzağa gitmeye, zorlanmaya gerek yok. Sadece bir kaç gün gazete ve TV haberlerini toplarsak Türkiye halklarının sayısal olarak çoğunluğunun talepleri ortaya çıkıyor.

İŞ: Yüzde yirmileri aşan işsizlik oranını düşürmek için haftalık çalışma saatini ücretleri düşürmeden 35 saate indirmeliyiz. KHK’lerle haksız yere açığa alınan ve atılanların işe geri alınmasını sağlamalıyız.