Kemal ATAKAN

TKP 100 Yaşında! ONBEŞLER 100 Yıl Önce Katledildi! Çözüm Yine ONBEŞLER’in Yolunda, Çözüm Yine TKP’de!

TKP 100 Yaşında10 Eylül 2020’de Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunun 100. yıldönümünü karşıladık. Aradan dört ay geçtikten sonra 28-29 Ocak 2021 gecesinde Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmelerinin 100. yıl dönümlerinde anacağız.

2020 ve 2021’de dört ay arayla karşıladığımız ve anacağımız yıl dönümleri, 1920 ve 1921’de kuşkusuz ki dört aya arayla yaşanan tarihsel olaylardı. TKP’nin kuruluşu da, ONBEŞLER’in katli de Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve ama aynı zamanda kaderi açısından tarihsel gelişmelerdir. devamı



ONBEŞLER YOLUMUZU AYDINLATIYOR!

TKP Kurucuları, Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve Yoldaşlarının Katli Üzerine…

Neden Döndüler ve Neden Katledildiler?

Türkiye Komünist Partisi’nin kurucuları, ilk Genel Başkanı Mustafa Suphi ve ilk Genel Sekreteri Ethem Nejat 1921 yılının 28 Ocak’ını 29 Ocak’ına bağlayan gece Kemalist burjuvazinin cellatları tarafından hunharca ve adice Karadeniz’in derin sularında boğdurularak katledildiler. Hunharca katledildiklerini tüm kamuoyu biliyor. Ancak neden “adice” nitelemesini kullandığımızı bu yazıyı okuyunca daha iyi anlayacağız. devamı


Kaygan Zeminde Politika ve Yığınların Örgütlenmesi

Ülke kaygan bir zeminde patinaj yaparak yönetilmeye çalışılıyor. Avrasyacı Ergenekoncular ile Amerikancıların yaşadıkları çelişkiler gün be gün su yüzüne çıkıyor. Amerikancılar Rusya ve Çin ile ilişkilerin sıkılaştırılmasına kesin kes karşılar. Sadece ekonomik olarak Türkiye’nin gereksinimlerini karşılayacak bir ithalat ve döviz getirecek ihracat ilişkilerinden yanalar. Siyasi olarak bir duvar çekiyorlar. Avrasyacı Ergenekoncularda ise durum farklı. devamı


TKP’liler 98. Kuruluş Yıl Dönümünü Nasıl Karşılıyor?

“TKP’ye Özgürlük” ve “Atılım Bizimle” pankartları ilk kez 1978’de İstanbul 1 Mayıs Alanı’nda açılmıştı.Bu sene Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunun 98. yıl dönümünü karşılıyoruz. Dile kolay 98 sene… İnsanlar 98 yıl sonunda yaşlı sayılır. Ancak TKP öyle bir canlı organizmadır ki, dönemsel olarak yenilenen kadro ve yönetici damarıyla genç olma özelliğini korur. Genç kalır, ama on yıllara dayanan bir mücadele, deney ve tarih hafızasının da sahibi bir gençtir. Yani, bir süreklilik söz konusudur. Bu öge belirleyici önemdedir. devamı



Son Bir Kez, 24 Haziran Ve Olası Sonuçları Üzerine…

24 Haziran seçimleri üzerine çok yazıldı ve çizildi. Biz günlük veya haftalık bir gazete olmadığımız için bu konudaki temel ve de güncel görüşlerimizi gazetemizin günlük propaganda sayfası olan Facebook’taki Politika Gazetesi hesabında sürekli işledik. Hem günlük gelişmeleri kimi zaman üçüncü ağızlardan yansıttık hem de kendi görüşlerimizi Pazartesi günleri saat 21:00’de yayınlanan ve Haftalık Bülten olarak da adlandırdığımız “türkiye ve dünyaya bakış” bülteninde yayınlanan 12 sayısı boyunca ele aldık. devamı


Görevlerimiz Çok, İşimize Bakalım…

Türkiye işçi sınıfının devrimci hareketi bir kırılma döneminden geçmektedir. 12 Eylül askeri faşist darbesinin açtığı yara tüm devrimci güçlerin dillerinden düşürmedikleri gerçek bir vakıadır. Bu 40 yıla yaklaşan süreç, bir insan ömrünün üçte ikisine tekabül ediyor. Evet, 12 Eylül askeri faşist darbesi büyük yaralar açtı. Geriletti. Neki, devrimci sınıf hareketi sadece 12 Eylül sayesinde gerilemedi. Bizce bu görüş ciddi bir yasak savmadır. devamı


Güncel Durum, Görevlerimiz ve Çıkış Yolu

Ülkede iktidarı elinde tutan güçler yüz yıla yaklaşan bir devlet kurumsallaşmasının hem sorunlarını hem de avantajlarını birlikte kullanarak egemenliklerini sürdürüyorlar. Kimileri tarafından yapısal olarak çok fazla bir mirastan yararlanamadıkları görüşü savunuluyor olsa da, altı yüz yıllık bir Osmanlı yapılanmasından önemli oranda yararlanmadıkları söylenemez. devamı


Bu Savaş Neden Kirli Bir Savaş?

Ülke gündemi oldukça yoğun ve karmaşık. Kuşkusuz ki gündemde birinci sıraya yerleşen gelişme bize göre Suriye Cumhuriyeti ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na yönelik başlatılan işgal hareketi. Onlar bu işgali güzellemek ve gerçek amacını gizlemek için istedikleri kadar “Zeytin Dalı Operasyonu” olarak adlandırsınlar. Son tahlilde gerçek değişmiyor. Savaş, işgal ve imha gibi eylemler barışın simgelerinden biri olan “Zeytin Dalı” ile bağdaşmayan bir nitelik arz ediyor. devamı