Kemal ATAKAN

Bu Devran Böyle Dönmez

Klasik bir giriş yaparak başlıklar halinde ülkenin durumunu gözden geçirelim.

İşçi ve emekçiler 1980 askeri faşist devirmesi ve sonrasında oluşturulan neo-liberal sistem sürecinde elde ettikleri kazanımların önemli bir bölümünü yitirdiler. Sosyal haklar hak getire. Asgari ücret hayat pahalılığına yetişemiyor ve açlık ücreti niteliğine dönüştü. Birkaç işte çalışan, güvencesiz çalışmanın gerçek çalışanların sadece yüzde yirmi beşini oluşturan ve onların da oransal olarak sadece yüzde onunun sendikalarda örgütlü olduğu bir son kırk yıl yaşıyoruz. devamı


Çıkış Yolu

Ülkede geçtiğimiz günlerde 15 Temmuz kutlamaları gerçekleştirildi. Konuşmalara bakılırsa her şey yolunda gidiyor izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Halk dilinde buna pişkinlik deniyor. Aslında ülke sorunlarının üzerine kapkalın ve bir o kadar da ağır bir battaniye örtülmüş durumda. Bir süre sonra battaniyenin altında kalanlar, iyice havasız kalacaklar. devamı


Türkiye’nin Halleri ve Acil Önlemler

Bu ayki yazımızda birden fazla konuda görüşlerimizi ele almaya çalışacağız. Malum, iç politika Mayıs ayından beri Sedat Peker videoları ile çalkalanıyor. Bu konuda görüşlerimizi ortaya koymamız gerekiyor. Bu bağlamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal krizi de ele alalım istiyoruz. Bir diğer önemli konu ise devletin dış politikalarında gelinen nokta ile ilgili. Ve asıl önemlisi tüm bu gelişmelerin barış, demokrasi ve sosyalizm güçleri açısından nasıl bir sonuç ifade ettiği ile ilgili olacak. devamı


Güncel Durum ve Mücadeleler Üzerine

Protesto eylemi

Ülkenin dört bir yanında direniş sesleri yükseliyor. İşçiler, emekçiler fabrikalarda ve hizmet sektöründe direniyorlar. Köylüler kırsal alanda Karadeniz’de, Ege’de, Trakya ve Marmara’da direniyorlar. Kürt halkı Kürt illerinde direniyor. devamı



İstediğimiz Bir Türkiye’ye Nasıl Ulaşırız?

Gazetemizin geçen sayısında “Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz?” başlığını taşıyan bir yazı yayınlamıştık. Çok fazla ayrıntıya girmeden bu konudaki görüşlerimizi işledik. Bu yazıda, bugün bulunduğumuz durumdan, özlediğimiz, hedeflediğimiz bir Türkiye’ye nasıl ulaşabileceğimiz üzerine sesli düşünelim.

Bilindiği üzere ülkede değişim ve dönüşümden söz açılınca gözler hemen parlamento ile sınırlı kalıyor. Biz ise toplumsal ilerlemenin salt parlamento içi dengeler yoluyla değil, aynı zamanda parlamento dışı mücadele ile birlikte ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Hatta, nasıl ki parlamento bileşimini son tahlilde yurttaşların oyları belirliyorsa, ülkedeki değişimlerin de yolunu açacak olanların da yine yurttaşlar olduğundan yola çıkıyoruz. devamı


Nasıl Bir Türkiye İçin Mücadele ?

Yazılarımızda genellikle eleştirdiğimiz konulara yer veriyoruz. İktidarın uygulamalarını, devletin kodlarını eleştiriyoruz. Geçtiğimiz sayıda Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmelerinin 100. yıl dönümü vesilesiyle Mustafa Suphi’lerin TKP kuruluşunda ortaya koydukları görüşler değinerek, günümüzde o programatik ve politik görüşlerin ne kadar önemli olduğunu vurguladık. Bu yazımızda konuya biraz daha yakından bakalım. devamı


TKP 100 Yaşında! ONBEŞLER 100 Yıl Önce Katledildi! Çözüm Yine ONBEŞLER’in Yolunda, Çözüm Yine TKP’de!

TKP 100 Yaşında10 Eylül 2020’de Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunun 100. yıldönümünü karşıladık. Aradan dört ay geçtikten sonra 28-29 Ocak 2021 gecesinde Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmelerinin 100. yıl dönümlerinde anacağız.

2020 ve 2021’de dört ay arayla karşıladığımız ve anacağımız yıl dönümleri, 1920 ve 1921’de kuşkusuz ki dört aya arayla yaşanan tarihsel olaylardı. TKP’nin kuruluşu da, ONBEŞLER’in katli de Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve ama aynı zamanda kaderi açısından tarihsel gelişmelerdir. devamı



ONBEŞLER YOLUMUZU AYDINLATIYOR!

TKP Kurucuları, Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve Yoldaşlarının Katli Üzerine…

Neden Döndüler ve Neden Katledildiler?

Türkiye Komünist Partisi’nin kurucuları, ilk Genel Başkanı Mustafa Suphi ve ilk Genel Sekreteri Ethem Nejat 1921 yılının 28 Ocak’ını 29 Ocak’ına bağlayan gece Kemalist burjuvazinin cellatları tarafından hunharca ve adice Karadeniz’in derin sularında boğdurularak katledildiler. Hunharca katledildiklerini tüm kamuoyu biliyor. Ancak neden “adice” nitelemesini kullandığımızı bu yazıyı okuyunca daha iyi anlayacağız. devamı