Politik Gündem

Bu Savaş Neden Kirli Bir Savaş?

Ülke gündemi oldukça yoğun ve karmaşık. Kuşkusuz ki gündemde birinci sıraya yerleşen gelişme bize göre Suriye Cumhuriyeti ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na yönelik başlatılan işgal hareketi. Onlar bu işgali güzellemek ve gerçek amacını gizlemek için istedikleri kadar “Zeytin Dalı Operasyonu” olarak adlandırsınlar. Son tahlilde gerçek değişmiyor. Savaş, işgal ve imha gibi eylemler barışın simgelerinden biri olan “Zeytin Dalı” ile bağdaşmayan bir nitelik arz ediyor.



Trump, Kudüs kararı ile bölgesel bir savaşın fitilini ateşlemeye çalışıyor

Halkların Demokratik PartisiHalkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulu’nun 7 Aralık 2017 Tarihli Açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını, İsrail-Filistin sorunu bağlamında zaten çok zayıf olan barış girişimlerini baltalayan, derhal durdurulması gereken çok tehlikeli bir provokatif girişim olarak görüyoruz.

Uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararlarına alenen aykırı olan bu karar, olası etkileri ve zamanlaması açısından diğer Ortadoğu ülkelerindeki siyasi gerilimlerden ayrı değerlendirilemez.



Demokrasi ve Sosyalizm

Demokratik ve bu bağlamda sosyal hakların genişletilmesi için verilen mücadele ile - ki, biz bunu burjuva demokrasisinin demokratikleştirilmesi olarak nitelendiriyoruz - işçi sınıfının iktidarının kurulması, yani sosyalizm mücadelesi arasındaki birbirini tamamlayıcı ilişki, uluslararası işçi ve komünist hareketinin tüm tarihi boyunca büyük bir önem taşımıştır.


»Yeni Devlet« Değil, Restorasyon ve Süreklilik

Avrupa’daki örnekler ışığında »Yeni Türkiye« tartışmalarına bir müdahale

»Türkleri, oradaki farklı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiler farklı ırklar arasındakiler gibi karmakarışık olduklarından, Türkiye’deki egemen sınıf olarak tanımlayabilmemiz çok zor. Türk, duruma ve yere göre işçi, köylü, kesnekçi, ticaret adamı, feodalizmin en aşağı ve en barbar devrindeki bir feodal toprak sahibi, sivil memur veya asker olabilir; ama hangi sosyal konumda olursa olsun, o, ayrıcalıklı dine ve ulusa aittir – sadece o silah taşıma hakkına sahiptir ve en yüksek mevkide olan bir Hıristiyan, en alt sınıftan bir Müslüman ile karşılaştığında ona yol vermek zorundadır. Bosna ve Hersek’te halk kitleleri Rajah, yani Hıristiyan kalırlarken, Slav aristokratları İslam’ı kabul ettiler. Demek ki bu vilayette, aynı Müslüman Boşnak’ın Türk asıllı Müslüman din kardeşiyle eşit basamakta olması gibi, egemen inanç ve egemen sınıf özdeştir.«


19-25 Aralık 1978 ve 19 Aralık 2000: Faşizmin Kanlı Provaları

Maraş katliamı 1978 - Cizre katliamı 2015Geçmişimizin en karanlık iki katliamının tarih sayfalarına kayıt geçildiği aydır Aralık… Bunlardan ilki, devrimci harekete yeni katılmış biri olarak benim de uzaktan da olsa tanıklık ettiğim Kahramanmaraş katliamıdır. Türkiye’de sınıf hareketi ve devrimci potansiyelin yükseldiği bir dönemde, CIA bağlantılı, kontrgerilla organizasyonu devreye girerek “gidişatın yönünü” değiştirme kararı aldı.


Gündem Üzerine

Marx, “Bir kediyi köşeye sıkıştırırsanız o da son çare olarak sizi tırmalayacaktır. Devrimci şiddet tercih değil doğanın ve diyalektiğin yasaları gereği zorunluluktur” diyor.

Peki egemenler en çok ne zaman ve hangi durumlarda güç gösterisi yapar?

İşte basit dille anlatmaya çalışırsak; şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya...


Bu Kâbusa Nasıl Son Vereceğiz?

Türkiye halkları ve işçi sınıfı, çok kötü ve zorlu günlerden geçmektedir. Bir ateş çemberinin içinde yaşamaktadır. Ekonomik, sosyal ve politik koşullar her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Halkın ezici çoğunluğu açlıkla ve yoksullukla boğuşmakta ve can derdine düşmüş bulunmaktadır. İşçilerin, köylülerin, emekçilerin, ezilenlerin, gençliğin ve kadınların bu kötü koşulları aşması için tek bir çıkış yolu vardır.


Ses Ver... Deng Bıde...

Bir devlet geleneğinin, kendisini imparatorluk olarak tarifleyişinde de burjuvazi çıkarlarına uygun yeni cumhuriyet rejimi ile kurtuluşu tarifleyişinde de kıyım ve katliamlarla, bu coğrafya kana bulanmıştır. Burjuvazi zafer naraları atarken; işçi sınıfı, emekçiler, yoksullar, köylüler ve halkların tüm yaşam umutları, dirençleri, dilleri, mücadeleleri, canları, ağır baskılarla, işkencelerle, katliamlarla, zorla, savaşla, şiddetle bastırılmaya devam edilmiştir.